Prof. Dr. Şener Dilek - Mektubat Mütalâası 3 - 1. Mektup - 3. Sual - Cehennem Nerededir?

Поделиться
HTML-код
  • Опубликовано: 13 сен 2024
  • Kaynak: • PAZAR 21:30 MEKTÛBAT V...
    Risale-i Nur Külliyatı - Bediüzzaman Said Nursi
    Açıklayan : Prof. Dr. Şener Dilek
    Kayıt tarihi: 29.11.2020
    PAZAR 21:00 MEKTÛBAT VE HİZMET REHBERİ MÜTALÂASI - 3 | 1. MEKTÛB | Prof. Dr. Şener Dilek
    -- OKUNAN BÖLÜM --
    Birinci Mektûb
    .......
    ÜÇÜNCÜ SUAL
    Cehennem nerededir?
    Elcevap:
    قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ ۝ لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ
    Cehennemin yeri, bazı rivayatla "tahte'l-arz" denilmiştir. Başka yerlerde beyan ettiğimiz gibi küre-i arz, hareket-i seneviyesiyle ileride mecma-ı haşir olacak bir meydanın etrafında bir daire çiziyor. Cehennem ise arzın o medar-ı senevîsi altındadır, demektir. Görünmemeleri ve hissedilmemeleri, perdeli ve nursuz ateş olduğu içindir. Küre-i arzın seyahat ettiği mesafe-i azîmede pek çok mahlukat var ki nursuz oldukları için görünmezler. Kamer, nuru çekildikçe vücudunu kaybettiği gibi nursuz çok küreler, mahluklar gözümüzün önünde olup göremiyoruz.
    Cehennem ikidir: Biri suğra, biri kübradır. İleride suğra, kübraya inkılab edeceği ve çekirdeği hükmünde olduğu gibi ileride ondan bir menzil olur. Cehennem-i suğra yerin altında, yani merkezindedir. Kürenin altı, merkezidir.
    İlm-i tabakatü'l-arzca malûmdur ki: Ekseriya her otuz üç metre hafriyatta, bir derece-i hararet tezayüd eder. Demek, merkeze kadar nısf-ı kutr-u arz, altı bin küsur kilometre olduğundan iki yüz bin derece-i harareti câmi', yani iki yüz defa ateş-i dünyevîden şedit ve rivayet-i hadîse muvafık bir ateş bulunuyor.
    Şu cehennem-i suğra, cehennem-i kübraya ait çok vezaifi, dünyada ve âlem-i berzahta görmüş ve ehadîslerle işaret edilmiştir. Âlem-i âhirette, küre-i arz nasıl ki sekenesini medar-ı senevîsindeki meydan-ı haşre döker; öyle de içindeki cehennem-i suğrayı dahi cehennem-i kübraya emr-i İlahî ile teslim eder. Ehl-i İtizal'in bazı imamları "Cehennem sonradan halk edilecektir." demeleri, hal-i hazırda tamamıyla inbisat etmediğinden ve sekenelerine tam münasip bir tarzda inkişaf etmediğinden galattır ve gabavettir.
    Hem perde-i gayb içindeki âlem-i âhirete ait menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için ya kâinatı küçültüp iki vilayet derecesine getirmeli veyahut gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki yerlerini görüp tayin edelim.
    وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ
    âhiret âlemine ait menziller, bu dünyevî gözümüzle görülmez. Fakat bazı rivayatın işaratıyla âhiretteki cehennem, bu dünyamızla münasebettardır. Yazın şiddet-i hararetine
    مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ
    denilmiştir. Demek bu dünyevî, küçücük ve sönük akıl gözüyle o büyük cehennem görülmez. Fakat ism-i Hakîm'in nuruyla bakabiliriz. Şöyle ki:
    Arzın medar-ı senevîsi altında bulunan cehennem-i kübra, yerin merkezindeki cehennem-i suğrayı güya tevkil ederek bazı vezaifini gördürmüş. Kadîr-i Zülcelal'in mülkü pek çok geniştir. Hikmet-i İlahiye nereyi göstermiş ise cehennem-i kübra oraya yerleşir.
    Evet, bir Kadîr-i Zülcelal ve "Emr-i kün feyekûn"e mâlik bir Hakîm-i Zülkemal, gözümüzün önünde kemal-i hikmet ve intizam ile kameri arza bağlamış; azamet-i kudret ve intizam ile arzı güneşe rabtetmiş ve güneşi seyyaratıyla beraber arzın sürat-i seneviyesine yakın bir sürat ile ve haşmet-i rububiyetiyle, bir ihtimale göre Şemsü'ş-şümus tarafına bir hareket vermiş ve donanma elektrik lambaları gibi yıldızları, saltanat-ı rububiyetine nurani şahitler yapmış; onunla saltanat-ı rububiyetini ve azamet-i kudretini göstermiş bir Zat-ı Zülcelal'in kemal-i hikmetinden ve azamet-i kudretinden
    ...
    Hem bir Fâtır-ı Hakîm ki dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte saklar. Elbette o Zat-ı Zülcelal'in kudret ve hikmetinden uzak değildir ki küre-i arzın kalbindeki cehennem-i suğra çekirdeğinde cehennem-i kübrayı saklasın.
    Elhasıl: Cennet ve cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden bir dalın iki meyvesidir. Meyvenin yeri ise dalın müntehasındadır.
    ...
    Hem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecelligâhıdır. Tecelligâhın yeri ise her yerde olabilir. Rahman-ı Zülcemal ve Kahhar-ı Zülcelal nerede isterse tecelligâhını açar.
    Amma cennet ve cehennemin vücudları ise Onuncu ve
    ...
    Mektubat/9-11
    Prof. Dr. Şener Dilek İnternet Sayfası ve Sosyal Medya Adresleri
    www.senerdilek.com
    www.senerdilek.com.tr
    RUclips : / profdrŞenerdilek
    Facebook : / profsenerdilek
    İnstagram : / profsenerdilek
    Twitter : / prfdrsenerdilek
    ►►► Sosyal medyada bizi takip edin.
    ╚► Risale-i Nur Dersleri
    ╚► / risaleinurdersleri
    ╚► Yeni videolarımızdan haberdar olmak için “ABONE OLUN” yazan butondan kanalımıza abone olmayı unutmayın.
    ╚► Videolarımızın daha fazla kişiye ulaşması için videoyu beğenip paylaşabilirsiniz.
    #şener dilek #şenerdilek #risale dersleri #risale #ders #risaledersleri #risalece #sohbet #Allah #ahiret #kuran #din #iman #islam #islamiyet #islamic #müslüman #tevhid #tevhit #risale #nur #risaleinu, #saidnursi #bediüzzaman #ilim #marifet

Комментарии • 2

  • @nursena2949
    @nursena2949 Год назад +1

    Rabbm razı olsun

  • @Kdrcvslr
    @Kdrcvslr 24 дня назад

    Mahşer alanının bizzat dünyada yeryüzünde arafat meydanında olacağını tefekkür ediyorum.Hem ayetlerden hemde bazı hadislerden dolayı bu kanıya sahibim.Kıyamet vakti yeryüzü dümdüz edilecek denizler kaynatılıp kurutulacak dağlar savrulup kum tanesi gibi olacak güneş yaklaştırılacak semanın perdesi yırtılıp atılacak ve kabirlerimizden diriltilip çıkartılacağız vazifeli melekler ile mahşer alanına doğru sevk edileceğiz.